07/03/2011
Insan oglu,
belli konularda bilgisi ve tecrubesi olmadigi halde!ben bilirim,ben anlarim,
ben yaparim,benden baska bu isi yapan yoktur! diyerek!
yillarca kendilerini toplumda kabul ettirme mucadelelerine girerek,
yer edinmeye calismislardir.Bu tur kisilerden,maalesef,yasadigimiz
her bolgede oldugunu biliriz.
isin anlasilmayan tarafi ,bu insalarin hicbir faydasi olmadigi gibi,
toplumun belli kesimlerindede kabul gorurler,ve onemsenirler,
bu kisiler cesitli bireysel veya toplumsal faaliyetlerdede bulunarak kendilerine toplumda yer bulmaya calisirlar.
hal boyle olunca onlarada yakisan en guzel ata sozu ise,
KOYUNUN OLMADIGI YERDE KECIYE ABDURRAHMAN CELEBI DERLER... deyimi ile on sozumu kapatip temennim, CELEBI'lerin kendilerini hangi konularda uzmanlastirmak istiyorsa,uzmanlasip
topluma busekilde hizmet vermesidir
GENCLERIMIZE SAHIP CIKALIM...
İnsan vücudunun yapı taşları olan hücreler gibi gençlik de bir ulusun temel taşı, dinamik gücü ve geleceğinin güvencesidir. Bu özellikleri ile gençlik bir ovayı sulayan ırmak gibidir. Eğer bu ırmağın akışı düzenlenir, kanallar ovaya salınırsa verimi artırır, toprak bol ürün verir, yararlı olur. Eğer ilgilenilmez, yönlendirilmez, kendi hâline bırakılırsa zararlı olur.
Gençlik güç, kuvvet ve zekânın ifadesidir. Terbiye ve ıslah edilirse her zorluğun üstesinden gelebilir. Bir milletin geleceğini, kötülükleri ortadan kaldırmak değil, gençlerin önündeki kötülüklere giden yolları tıkamak belirler.
Geleceğini teminat altına almak isteyen bir millet, sağa sola harcayacağı zaman ve enerji kadar bir kısım imkânları da yarının teminatı olan gençlerin yetiştirilmesine sarf etmelidir. Başka yerlere harcanan para ve emek boşa gidebilir, fakat gençliğe yatırım yapan milletler her zaman kazançlı çıkacaktır.
Gençlik çağı ergenlikle olgunluk arasında yer alan cinsel olgunlaşma ve bedensel gelişim dönemidir. Ruhsal bakımdan çalkantılı, duygusal iniş çıkışların çok, davranışların çelişkili olduğu bir çağdır. İlk sevgilerin filizlenip sıkı arkadaşlıkların kurulduğu yıllardır.
Gençliğin yetişmesinde en büyük görev anne, baba ve öğretmenlere düşmektedir. Anne ve baba tutum ve davranışları ile her zaman çocuklara iyi örnek olmalıdır, iyi diyalog kurmalıdır. Onlara davranışları ile yön vermelidirler. Kahve köşelerinde akşama kadar oyun oynayan, okumayan, araştırmayan anne-babalar başkalarının yollarına fener tutan körler gibidirler. Gençlerdeki asilik, başı bozukluk, şımarıklık ve zararlı eylemlere kapılmalarından sorumlu ve suçludurlar.
Anne-baba üzerine düşen görevleri yapmıyor, terbiye ile gençlerin imdadına koşmuyorlarsa verdikleri nasihatlar da boşunadır. Çünkü sırf öğüt vererek gençlik yönlendirilemez. Öğüt ile gençliği yönlendirmeye çalışmak hedef belirlemeden nişan almaya benzer, sonuçta atılan mermi, hiçbir zaman hedefe varmayacaktır.
Milletin en aktif ve en verimli kesimini teşkil edecek gençleri değersiz görenler, millet hayatında en önemli unsuru hafife aldıklarını düşünüp ürpermelidirler. Gençliğin yetişmesinde çevre de etkilidir. Gençlerin okulda, sanatta ve meslekte arkadaşlık ettiği kişilere dikkat edilmeli, kötü arkadaşlıklardan, davranışlardan korunmalı, gençliğin sorunlarına sabırla, tahammülle eğilmeli, bunalımlarını arkadaşlık ederek çözümlemelidir.haftaya baska konularda yazmak umuduyla..saglicakla kaliniz ...