![]()
Prof. Dr. Erkut ATTAR
erkutattar@kirsehirlilerdernegi.com
Unutulan Bayrak
18/09/2011 Mübarek Ramazan Bayramını ve 30 Ağustos Zafer Bayramını yakın zaman
içerisinde geride bıraktık. Bayramlar bir ulusun kültürünün ve tarihinin
simgesidir. Tanrı soylu ulusumuzun üzerinden bu mübarek günleri eksik etmesin. Geçmiş
ve gelecekteki bayramlar vesilesiyle bu yazımızda nice uğraşlarda gencecik
güneşlerin allarına boyanan, çelik kılıçların aylarına dolanan, gelmiş geçmiş
bütün aslanların, yiğitlerin, hanların, hakanların rütbelerinden gayrı üzerinde
biricik yıldızı bulunan ve yüce Allahın hak dinini emanet ederek kutsal kıldığı
albayraktan söz edeceğiz.
Anımsarım, benim çocukluğumda bu bayramların neşesi, bayrakların en
şereflisi ay yıldızlı albayrak Mucur’un hemen her evinde, minicik
çocuklarımızın pamuk ellerinde, aslanlar gibi gençlerimizin çelik bileklerinde
dalgalanırdı. Sadece dini veya ulusal bayramlarla kalmaz düğünlerde,
törenlerde, yeni yükselen çatıların üzerinde albayrak eksik olmazdı. Hele ki
bir bayramda evimize ay yıldızlı bayrak asılmayagörsün, Mucur’un dualarını
yitiremediği, dillerden düşüremediği ve sonunda Mucur mezarlığında üç metre
toprağa sıkıştırdığı Kara Doktor’u gerçekten kararır ve gök gürültüsü gibi
gürlerdi; “aslanlar nerede bu evin bayrağı?!” Aslanlar aslanı Kırşehir gençleri
ondokuz Mayıs’larda Samsun’dan gelen Ata’nın bayrağını bir yıl sabırla
beklerlerdi. Hasret bitip de bayrak yiğit ilimizin sınırlarına girdiğinde davul
zurna yer yerinden oynar, yağız gençler kan ve ter içinde, soluk soluğa o
mübarek emaneti taşırlar ve onu üç defa öpüp alınlarına gurur ve onurla
koyarken gözleri dolardı.
Bir vakitler, yiğit yurdu Anadolu’da, Albayrak, Allah razı olsun daha Anaların
ninnilerinden bilinirdi. Göklerdeki aylar, gözlerdeki uykulara şarkılar söyler;
vatan olmuş toprağın bakır sarısı ekinlerinden çıkar da bu nameler gaziler
gazisi Albayrağa kadar uzanırdı:
“Oğlusun
sen annenin
Ağlama
derin derin
Başak
tutan ellerin
Birgün
albayrak tutar…”
Bu namelerle, çakır gözlü, ince yüzlü, narin bebelerin çeneleri
kundaklarından çıkar, gözleri kapanır ve körpe ruhlar dolunayla kucaklaşırdı
göklerde. Ulu Tanrı katında, nice fidan yiğitler, nice doğurmuş hatunlar, nice
usta hakanlar tarafından bu ninniler duyulur, o rüyalarda el ele oynaşan
çocuklar görülür, bizim yurtlarımızın özgür olduğu bilinir ve ruhlar şad
olurdu.
Gazi olmuş Antep’in Köylüklerinden Kara Yılanlar, Karadenizin uşaklarından
Dursun Agalar, Anadolunun bağrından çıkıp da Çanakkale’de top mermisine siper
olan Yahya Çavuşlar hep bu bayrak uğruna canlar aldılar canlar verdiler. Yer
durdukça yüce Mevla rahmet eylesin ki adı bilinen veya bilinmeyen nice
ejderhalar hırsızdan ve arsızdan ırak özgürce yaşansın diye bizlere doğusuyla,
batısıyla bölünmez bir vatan hediye ettiler. Devran durmaz mavi gökler bir yana
onlar Anadolu halkının özgürlüğünü, onurunu bir kırmızı karanfile emanet
ettiler.
Tanrı
koymuş gökyüzüne,
Mavilerle
yakışıksın,
Uçan
kuşlar misali
Özgürlüğe
alışıksın
Rengin
dolmuş bileklere
Kırmızıyla
akışıksın
Yahya
Çavuş misali
Yiğitlikle
tanışıksın
Aşkın
taşmış yüreklere
Beyazlara
karışıksın
Kemal
Paşam misali
İnsanlıkla
barışıksın”
Çırpınsın denizler, umut taşıyan kağnıların iniltilileri sarsın yürekleri
adım adım ve yeryüzü varolduğundan beri alışık olduğu şekilde mavi semalarda dalgalanan
albayrak ve onun için dökülen kanlar sakın ola sakın unutulmasın ve yerde
kalmasın. Atalar öğüdüdür; bu topraklarda varolmamızın koşulu olan kültürümüz,
tarihimiz ve özümüz sonsuza dek korunsun. Eski günlerdeki gibi, dillerimizden
ve evlerimizden hiç eksik etmeyeceğimiz albayrağımız yardan da serden de iki
kanat bir güvercin için vazgeçenlerin türküsünü bozkırların boranlarına
durmaksızın söylesin.
Allaha emanet olun sevgili kardeşlerim.
Saygılarımla,
Prof. Dr. Erkut Attar |
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
VİCDAN ve ADALET - 30/10/2011 |
BİR BAŞKA KÖROĞLU ÖYKÜSÜ - 09/10/2011 |
Ustalar - 05/10/2011 |
Ahiliğin Düşünsel ve Edimsel Özü - 25/09/2011 |
Aşıklar - 04/09/2011 |