![]()
Duran Erdoğan
duranerdogan1947@gmail.com
KIRŞEHİR HALK KÜLTÜRÜNDE ABDALLARIN YERİ
09/04/2012 KIRŞEHİR HALK KÜLTÜRÜNDE ABDALLARIN YERİ
Özünde Türkmen ve Karacakurt aşiret
geleneğini taşıyan ve bu kültürü doyasıya yaşayan Kırşehir’de, yöreye daha
sonraları gelip yerleşen Abdallar da
halkla kaynaşıp kenetlenerek, bu kültürün bir parçası olmuşlardır. Dahası,
esmer tenli bu insanlar, yerleşik yaşam
düzenine ayak uydursalar bile; saz
çalarak, türkü söyleyerek gönüllerde
taht kurup, bu alanda hizmetkâr olmayı tercih etmişler. Son derece tevazûlu davranışları, ince nüktedanlıkları, özellikle
de dürüst ve düzgün oluşları Abdalları
mütevazı mertebelere yüceltip, yükseltmiştir. Yöremizde “Teber Uşağı” ya
da “Ustalar” namıyla da anılırlar. Teknolojinin hızlı ivme kazanması, nüfusun
artışı; zira, halkın ekonomik kısırlığı
tasarrufa dönüştürmesi neticesinde “kırk gün kırk gece süren düğünler” artık
masallarda kalmış; şimdilerde düğün ve eğlencelerin salonlarda yapılarak “kırk
dakikaya” düşmesi, Abdallara olan ilgiyi azaltmıştır. Dolayısıyla Abdalların ‘gönüllerde
taht kuran dostlukları ve sultanlıkları’ mazi olup, anılarda kalmıştır. Kültürümüzün bir parçası olan
Abdallarımızdan alınan bir kaç anekdotu yarenlik tadında ve tavında sizlerle
paylaşarak konuyu bütünleştirelim: İşte örnekleri, buyurun;
BU ZENAATI BELLE... YOKSA
MEMUR YAPAR SÜRÜNDÜRÜRÜM !
Abdallar Kırşehir’in Bağbaşı mahallesinde
yaşarlar. Genellikle de ilkokuldan yukarısını okumazlar. Bağbaşı
Abdallarından ‘Kabadayı’ lâkaplı Hüseyin
Garip, kendi mesleğine hor bakan ve bu sanatı öğrenmek istemeyen oğlu Neşet’e kızar:
ŞU KARA HERİFİN KESTİĞİ YENİR Mİ?
Bir gün ‘Kabadayı lâkaplı Hüseyin Garip’
kara sünnet çantasıyla tam tekmil dolaşırken, akşama misafir ağırlayacak
kadının biri elindeki tavuğu kesecek “erkek” aramaya kapısının önüne çıkmıştır.
Malûm Anadolu’da âdettendir, kadın kısmı canlı kesmez, özellikle bülûğa ermiş
erkeklere kestirirler. Tam da o sırada sokakta geçen “Kabadayı”önüne
çıkar.Etrafına bakınır, tanıdık birisini göremeyince sünnetçi “Kabadayı”ya seslenir: “Şu tavuğu kessene amca !” der. Kadını gözlemekte olan komşunun acer
gelini, yarı şaka, yarı ciddî lâfa karışır: “Bırak Allah’ını seversen, şu kara
herifin kestiği yenir mi?” deyince; Ne desin “Kabadayı”?.. O da gelinin
kendisine takıldığını anlamıştır. Az düşündükten sonra istifini bozmadan her
zamanki hazır cevaplığıyla geline hiç beklemediği bir cevap verir: “Ne olacak yani kızım... Senin kocayınkini
de ben kestim !” der.*
İSTİKLÂL MARŞINI KİM YAZDI ? HAYDİ BİLİN BAKALIM !
Bir düğünden dönüp Pazar sabahında gelini
yeni evine indiren Kırşehir Abdalları: “Herkesi eğlendirdik, ağlattık,
güldürdük. Biraz da kendimize bakalım “ diyerek Kervansaray Dağı’nın tepesinde bir
su başında konaklayıp günün geç saatlerine kadar eğlenirler. Kendi araçlarına tıka basa sıkışıp Kırşehir
merkezine girdiklerinde bir trafik polisi yollarını keser.Tanımıştır ustaları.
Kafaları çakırdır. Polis memuru: “Bakınız hepiniz sarhoşsunuz, şoförünüz de
sarhoş. Size bir soru soracağım bilirseniz ceza yazmayacağım.”der. Hep bir ağızdan: “Sor bakalım ağam!” diyen
ustalara soru gelir. Polis memuru: “İstiklâl Marşımızı kim yazdı?” Arka koltuklardan birbirlerine: “Acep kim
yazdı diye mırıldanırlarken,şoför kendini toparlar: “Muharrem Ustamız yazdı desem,
derin okumuşluğu yoktu. Neşet zaten güçcüğüdü o yıllarda, yazamaz. Çekiç Ali de
yazmadı, iyi biliyorum. Bunu yazsa- yazsa Hacı Emmim yazmıştır. Evet Hacı Taşan
yazdı ağam !” deyince, kasıla
–kasıla gülen trafik polisi: “Tamam, şimdi bildiniz, ceza yazmıyorum” derken;
şoför de arkadaşlarına dönüp: “Gördünüz mü nasıl da bildim!” diyerek,
havasını atar. * Sözün özü: Abdallarımızın ; hizmet, hürmet ve anılarıyla
kültürümüze güzellik katması, ülkemiz ve yöremiz Kırşehir için inkâr edilemez
bir şanstır. Yönetimde görev alan sorumlularımızın da Abdallarımızın
heykelini Kırşehir’in tam göbeğine dikerek kadirşinaslık edip bu insanları anıtlaştırmaları ahde vefanın en
güzel örneğidir. Kendilerine teşekkür ederim. Hoşça kalınız. Duran ERDOĞAN Kırşehir Anekdotları Yazarı
E.posta: duranerdogan1947@hotmail.com Tel & Gsm: 0 (537) 308 56 58
*Kaynak: Adnan Yılmaz, Kırşehir Örneklemesiyle Anadolu Abdalları sayfa:175,195,203 Kırşehir 2008
|
Yorumlar |
Hazırcevap 23/05/2012 10:30 Köyde Düğünde Neşet Ertaş'ın Türkiyen bozlağı arabada çalarken,davulu bırakıp koşarak gelen abdal uşağı bu kasededi bana ver dedi.arkadaşa .Abdal uşağının heyacanını gören arkdaş kasedi sana bu günün parası ile 50 TL gibi bir rakama satarım deyince apdal uşağı lafı yapıştırdı.Biraz sonra davulu çalmaya başladığımda gençler oynamaya başlayacak ya! sen o zaman oynayanlara 50 tl eksik atarsın anlaşırız deyince gülmekten kendimizi almadık. Mehmet KURUM |
Yazarın diğer yazıları |
ÖKÜZÜN VASİYETİ - 22/04/2014 |
BİR BÖLENİN HIRSI ve HINCI! - 15/04/2014 |
VERGİ HAFTASI - 08/04/2014 |
BU YEREL SEÇİMİN KAZANANI MİLLET OLSUN - 01/04/2014 |
UNUTMAK ve NANKÖRLÜK - 24/03/2014 |
EĞRİ YOLDAN SAPMAYANIN VAY HALİNE! - 16/03/2014 |
BENİM BELEDİYE BAŞKANIM BÖYLE OLMALI - 18/02/2014 |
KIRŞEHİR HALK KÜLTÜRÜNÜN SESİ YAREN TV BİR İNCİDİR - 01/02/2014 |
MUCUR ve HAVALİSİ SOSYAL YARDIMLAŞMA KÜLTÜR DERNEĞİ - 05/01/2014 |
![]() |