![]()
Ahmet Dulkadiroğlu
adulkadiroglu@kirsehirlilerdernegi.com
DULKADİRLİ YER ALTI ŞEHRİ
18/07/2012 Dulkadirli Yer altı Şehri’nin Kırşehir
merkeze yakınlığı 45,Ankara’ya
167,Avanos’a 120,Ürgüp’e Zaman saati, nasılda hızlı dönüyor ! Daha 1970’li yılların başında Turizm’in henüz T ‘si belki merhaba demişti. Ören yerleri değil, denizler revaçta iken, liseli yıllarda Dulkadirli’nin turizm ve tarihi yönünü sadece sınıfta anlatmış, henüz Kapadokya Bölgesi keşfedilmediğinden, Efes ve Milet olmasını temenni etmiştim. Kimbilir, belki gerçek olan hayalimize yansımıştı. Yer altı Şehri’nin atıl durumdan kurtarılıp, temizlenerek turizme kazandırılması için 30.04.1985 tarihinde öğretmen hemşehrimiz Ramazan ( Seyfi )Yurdakul’un Kültür Bakanlığı’na ve diğer makamlara müracaatları var. Görüldüğü üzere hayaller gerçek oldu. Devletimiz turizmin altın yumurtlayan tavuk ve insanlığın ortak mirası olduğunu zamanla fark etti.Henüz kâr getiren bir değer değil ama,gezilip görülmesi gereken tarihi bir şaheser ortaya çıkarıldı. Yer altı Şehri’nin M.S.4-5.Yüzyıllarda bölgede yaşayan Hıristiyanlarca meydana getirildiği sanılmaktadır. Belde’nin girişinde adını alan mahallede bulunan Şehir; Kaya zemin oyulmak suretiyle kare planlı bir iç avlu, bu avluya açılan kapı ve 10 odadan meydana gelmektedir..Yapılan çalışmalar sonucu iki katlı olarak yapıldığı ve iki katta dışarıya açılan toplam 16 kapı olduğu ortaya çıkarılmıştır. İkinci salonun ikinci odasında bir su kuyusu bulunmaktadır.Odalara açılan kapılar gayet güzel kemerlerle süslenmiştir.Odaların iç kısımlarında sanat eseri boyutunda işçilik yapılmıştır. Sanat yönünden görebildiğimiz benzeri Yer altı Şehirlerinden daha anlamlı olduğu anlaşılmaktadır. Dulkadirli Yer altı Şehri, sıradan bir yer olmayıp Hititlere ve Kapadokya Krallığı’na Eyalet Başkentliği yapmış, Hıristiyanlığın yasak olduğu dönemlerde sığınma, savunma, barınma ve korunma mekanı olarak kullanıldığı uzmanlarca belirtilmektedir. 1991 yılında
Kültür ve Turizm Bakanlığınca başlatılan çalışma sonucu kapalı odalar açılmış ve Kayseri Kültür ve
Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu’nun 11.05.1998 tarih ve 193 sayılı kararıyla birinci
derecede korunması gerekli arkeolojik sit alanı olarak tescil edilmiş, 2001
yılında aydınlatma yapılarak ziyaret edilebilir hale getirilmiş, 4- Yöre halkı Yer altı Şehrini “Bezirhane” olarak bilmektedir. ( Çok değil yöremizde 50 yıl önce bezir yağı, keten ve ızgın bitkilerinin tohumlarının kavrulduktan sonra öğütüp sıkılmasıyla elde edilir ve yemeklerde kullanılırdı.) İşte bu amaçla şehir girişinde o dönemlerde bitki tohumlarının çekildiği değirmen bulunmaktadır. Bezirhane adından hareketle yaptığımız araştırmalarda Mucur, Nevşehir Kaymaklı, Göreme, Avanos ile Çankırı, Ankara Gölbaşı - Şerelikoçhisar, Erzurum, Aksaray Ihlara ve Erzincan’da Bezirhaneler bulunmaktadır. Cumhuriyet Döneminden önce Yer altı Şehri, bölgede egemen Dulkadiroğulları’nın tapulu mülkü iken sit alanı olduğu anlaşılmakla kamulaştırılmıştır. Cevat Hakkı Tarım’ın Kırşehir Tarihi adlı kitabında ise “Hitit Hapishanesi” olarak anılmaktadır.Bence Şehir giriş kapısına tarihi Hitit Güneşi’nin simgesini yerleştirmek anlamlı olur.Çünkü Hattuşaş’ın devamı olan bir bölge. Yapının plan ve güvenliğine bakıldığında Hapishane olarak kullanılması ihtimal dışı değildir. Günümüzde turizmin yanında - Kapadokya Bölgesinde olduğu gibi - soğuk hava deposu olarak kullanılması tarihi dokuya zarar verir. Bazı araştırmacıların görüşüne göre burasının manastır olduğu da belirtilmektedir. Bölgeye yakın bulunan Kapadokya’nın girişinde olup, erken dönem Hıristiyanlığın yeraltında faaliyette bulunduğuna bakıldığında akla daha yakındır. Dulkadirli Yer altı Şehrinin, Kapadokya Bölgesinin yoğun bir inanç turizmi alanı olan Ürgüp - Göreme kuzey uzantısı olarak turizm kazandırılması yöreye ve ülkeye büyük kazanç sağlayacaktır. Yerli ziyaretçileri yakın tarihimizle ilgili camii haziresinde bulunan “Dulkadiroğlu Aile Mezarlığı’nda asırların ve mazinin izlerini taşıyan görülmeye değer mezar sütunları ,işlemeli ve ölenin kültür kimliğini ( İlim adamı, din adamı, asker…) ortaya koyan yapılı mezartaşları sanat tarihçileri ve arkeologların anlamlandırılmasını beklemektedir. Bölgemizde yine Dulkadirli Yarımkale Kervarsarayı, Hashöyük’te M.Ö.3000 yılında iskân edilen Höyük ile Taburoğlu Köyü yakınlarında bulunan Üçayak Kilisesi de sıralı ve aynı güzergâhta gezilmesi gereken yerlerdendir. Halen tıpta destekleyici tedavi olarak bilinen sülükle tedavi, öteden beri beldemizin ”Sülükgölü”nde ziyaretçileri ağırlarken, içilebilir gürleyerek 7 çeşmeden akan Ilıca, çamaşırhane olmanın yanında halı - kilim yıkama merkezidir. Şunu kesinlikle söyleyebiliriz; Dulkadirli Yer altı Şehri’ni görmeden Kapadokya Bölgesini gördüm - gezdim saymayın. Küçük bir beldede yakın tarihimize ışık tutan koca bir tarihin yaşadığını göreceksiniz. Belediye Başkanımız Nurettin Türk ziyaretçileri, geleneksel misafirseverliğimizi inşa ettirdiği “Misafir Odası”nın Şark Köşesinde ağırlayacaktır. Şiir gibi beldeyi biraz da şiirle tarif edelim.”O kadar yer gezdim, lakin hiç biri / Dulkadirli adlı yer gibi değil. / Elvan elvan çiçekleri açılmış / Bizim köyde açan gül gibi değil.” / “Kaza ıspatanı burada yetişir / Yeraltında (Yer altı Şehri ) yarasalar ötüşür / Saytepe’de sürüleri meleşir / Bu senfoni sizde var gibi değil.”
|
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
RAMAZAN AYI EĞLENCE AYI MI ? - 28/07/2012 |