![]()
Ali Aydemir
aliaydemir@mucurhem.com
NEŞET ERTAŞ’I UĞURLARKEN
05/10/2012
26
Eylül 2012 Çarşamba Günü İkindi Namazı sırasında Kırşehir Ahi Evran Camii
önünde mahşeri bir kalabalık sessizce bekliyor. Büyük saz ustası Neşet ERTAŞ’ı
ebedi yolculuğa uğurlamak için saf tutmuşlar ve sevenleri görevlerini yapıyorlardı.
Türkülerin bülbülü için omuz omuza durmuşlardı. Sevenleri çağladı, ellerin
üstünde, gönüllerin içindeydi. Gazetelerde
ve televizyonlarda zihinlerden gitmeyecek, üstat’a yakıştırılan şu değerli
sözler ve deyimler kulaklarda hala çınlıyordu. Boğazlarda yanma, gözlerde
ıslaklık görülüyordu. Bozkırın tezenesi, yaşayan insan hazinesi, büyük kültür
devi, gurbetin çileli bülbülü, türkülerin ustası, sazın dehası, gönüllerin
sevdası, müziğin ulu çınarı, mızrabın efendisi, gariplerin elçisi, çilenin
destanı, müziğin bilgesi, gariplerin bülbülü, gönüllerin bam teli, bozlakların
ustası, türkü baba, kültürümüzün motifi gibi sözleri bu halk, Neşet ERTAŞ’a
uygun bulunmuştu. Halkın sevgilisine atfedilen bu değerli sözle ve methiyelere
layık olan Ozan’a bu millet sahip çıkacak ve eserleri asırlarca söylenecek ve
yaşayacaktır. Hani,
ozanlarımızdan biri demiş ya;
“Gençlikte bilmezler, kıymetini,
kadrini, Öldükten sonra mermerden yaparlar
kabrini.”
Çilenin,
hasretin, ayrılığın, acının, özlemin, gurbetin, sılanın özünü tanımış, yaşamış,
yaşadıklarını, hissettiklerini şiirlere dökmüş, bestelerle o çok sevdiği
halkına karşılıksız verme sevdasında bir garip ozan olarak gönüllerde
yaşayacak, yeni nesiller bu güzel insanı saygıyla ve rahmetle her zaman
anacaktır. Gönül
Dağı’nın sırrını sazıyla duyurmuş, elemi, kederi, sızıyı dantel dantel işlemiş,
o billur sesiyle tüm müzik severlere armağan etmiştir. Garipliğin
ve kimsesizliğin girdabında sazıyla ve sözüyle güneşin doğmasını iplik iplik
işlemeyi bilmiştir. Acımasız, gururlu, kibirli insanları güfteleriyle,
besteleriyle yermiş. Mazlumu ve masumu samimi hislerle hep ön plana çıkarmış,
onların acılarına derman olmayı bilmiştir. Alçak
gönüllülüğü hiçbir zaman elden bırakmamıştır. Kendisine süslü sözlerle iltifat edenlere,
mütevazı bir üslupla makul ve mantıklı cevaplar vermiştir. İnanıyorum.
Bu gönül adamının açtığı çığırdan yeni Neşetler, yeni Ertaşlar yürüyecektir.
Halen Neşet ERTAŞ’ın izinden yürüyüp aynı motiflerle sanatı devam ettiren pırıl
pırıl gençlerin de yetiştiğini biliyoruz. Kendisine
verilmek istenen Devlet Sanatçısı ödülünü kabul etmeyip,”Halkın sanatçısıyım.”
Diyerek onurlu duruşunu herkese göstermiştir. Bu
halk büyük ustayı öyle kabullendi, öyle sevdi ki; türküler öksüz kalmayacak,
sazlar daha gür çınlayacak, bozlaklar her tarafta ses getirecektir. Türk
Müziğinde bir marka olan Kırşehir’in, Türkiye’nin bülbülüne minnettarız. Dünya’da
iki büyük nimetinin anasının ve yârinin olduğunu, sazıyla, sözüyle nasıl
nakşediyor? Duygulanmamak, takdir etmemek mümkün mü? Özgün
sazıyla, kimsede olmayan mızrap vuruşuyla; gittiği her yerde ve her ülkede
istenen ve özlenen olmuştur. Sanatta, kültürde apayrı motifler işleyerek,
gelecek kuşaklara silinmez izler bırakmıştır. Devlet
Konservatuarı tarafından kendisine Fahri Doktorluk unvanının yanında; TBMM.
Tarafından üstün hizmet ödülünün takdim edilmesi, Birleşmiş Milletler Eğitim,
Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO ‘nun da 2010 yılında,”Yaşayan İnsan
Hazinesi”.olarak ilan etmesi ayrı bir güzellikteydi. Ruhun
şad olsun büyük üstat, seni bu millet, bu halk asla unutmayacaktır.
Saygılarımla… 28.09.2012 Ali AYDEMİR Mucurlu Şair
|
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
ANNEM - 12/05/2014 |
DOĞALGAZ İMTİHANI - 01/05/2014 |
TAKMA BABAM KAFANA - 24/03/2014 |
GÖRDÜK - 16/03/2014 |
YETKİLER AHTABOTLAŞTI - 05/01/2014 |
MUCUR SEVDAMIZ OLMALI - 19/11/2013 |
ADIMIZ ANDIMIZDIR - 12/10/2013 |
ZORUNLU ATAMALARDA NELER YAŞADIK? - 23/09/2013 |
TUTTUĞUN BALIK, ÜRKÜTTÜĞÜN KURBAĞAYA DEĞMELİ - 11/09/2013 |
![]() |