![]()
Duran Erdoğan
duranerdogan1947@gmail.com
PLȂKET İŞPORTAYA DÜŞÜRÜLDÜ
10/09/2013 Dedem Ali Çavuş çok uzun yaşamış çarıklı zat-ı muhteremlerdendir. Onuruyla, örnek alınacak davranışlarıyla, dürüstlüğüyle, güzel ahlâkıyla, tarihlere ve belleklere altın harflerle kazınarak yazılan ibretlik âlim sözleriyle bilinen adamdır. O mübârek adam ölürken yanındakilere aynen şöyle demiş: “Ben ömrümde kendi nefsimi hiç düşünmedim. Hep köyümü, köylümü ve ülkemi düşündüm. Kendimi elin dertleriyle kahretmeseydim bir seksen yıl daha yaşardım. İnanın beni öldüren kendi derdim değil, elin derdidir.” demiş ruhunu teslim etmiş. Bu güzel ve güzîde insanın torunu sıfatıyla, onun genlerini taşıyan birisi olarak üzüntü içinde bu satırları yazmaya çalışıyorum. Zaman-zaman işim gereği bazı kamu kurum ve kuruluşlarına uğradığımda camekân içinde ve etrafta boy-boy cafcaflı plâketler görmekteyim. Burada dedem Ali Çavuş’un yukarıya sıraladığım sözlerini hatırlar, kendimi boğarım. İnsaf edelim yahû! Adına plâket, rozet, şilt ve berat denen o malûm takdirnameyi almak ve vermek o kadar ucuz ve kolay mı? Bakıyorum da o güzelim yöremizin sokaklarında fink atanlara bol kepçe plâket verir hale gelmişiz. Plâketi alana bir şey demiyorum. Benim sözüm plâketi uygun görüp verenleredir. O plâketin takdimi (seremoni) esnasında ise devlet büyüklerini âlet etmek çok mu şık? Birilerine rozet veya plâket vermek işin esasına inildiğinde tıpkı madalya ve berat vermek gibidir. Önce o plâketi hak etmek lâzımdır. Ancak o plâket, insan olmanın onurunun şeref âbidesi olarak verilir, alınır ve muhafaza edilir. Enflâsyon düştü ya şimdi de piyasayı plâket enflâsyonu sardı. Ne hikmetse herkes birbirine plâket sunuyor. Yöresine ilgisiz; eğitimden, kültürden, hizmetten habersiz kişilere -inadına plâket vermek- şamata şatafatlığı da neyin nesi? Şayet plâket abide eser ve hizmet üretmiş insanlara verilmiş ise törenlerde tanıtılan ve takdim edilen kişilerin özgeçmişleriyle hizmetleri de anlatılsaydı, bu yazıyı kaleme almaya sanırım gerek kalmazdı. Ortaya çıkarılanlardan bazılarının abideleşmiş eserlerini göremedik; ama plâketi alırken kasıntıdan heykel gibi duruşları dikkatimizi çekti. Geçenlerde eğitim, kültür, sosyal yardımlaşma ve dayanışma amacıyla kurulmuş bir hemşeri derneğinin eğlence gecesinde ilgili-ilgisiz birilerine bol kepçe plâket verildiğine tanık olduk. Elbette kimlere plâket verileceğine yetkili olmadığım için ben karar verecek değilim. Haddimi bilirim. Ancak görülen lüzum üzerine de bildiklerimi kamuyla paylaşmak vicdan borcumdur. Dikkatimi çeken bir şey vardı o fiyasko eğlence gecesinde: İlçenin en yetkili Belediye Başkanı ile hem o derneğe ve hem de kendi öz yöresine küçümsenemeyecek kadar hizmetleri olan bu satırların yazarına plâket verilmeyişini anlamış değilim! Bu hususta Sayın Belediye Başkanımız ne der bilemiyorum…. Ancak, benim bu yazım cevap bulursa kişiliğimi ve kimliğimi ortaya koyup, cevap hakkımı da ince detaylarına kadar kullanacağım. Lâfı şimdilik daha fazla uzatmadan ve konuyu da daha fazla dağıtmadan yarenlik tadındaki bir Kırşehir Anekdotuyla sadede gelmek istiyorum: HAKKIMI HELȂL ETMİYOM Bizim köyün âdetlerinden birisi de ölmek üzere olan yaşlı hastaların ölüm döşeğinde iken ziyaret edilerek, helâlleşilmesi. Alabaş lâkaplı Osman emmi iyice hastalanmış, yatağa düşmüş. Bütün köy ziyaretine gelmiş ve herkesle helâlleşmiş. Alabaş Osman emmiye çok çektiren, her fırsatta kendisini aşağılayan, döven, çeşitli zulüm yapan Sarı Mustafa’da ziyaretine gelip: “Hakkını helâl et Osman emmi!” der. Alabaş Osman hasta yatağından biraz doğrulur : “Senden evvel gelen tüm köylülerime hakkımı helâl ettim. Aman Sarı Mustafa’m tek umudum sensin. Israr etme gözüne gurbanım. Sennen de helâlleşip öte tarafa hepten elim boş mu gidiyim? Sana olan hakkımı helal etmiyom!” der. Sözün özü: Bir dönem o derneğin yönetiminde bulunmuş bir insan olarak beni dışlayanlara ben de hakkımı helâl etmiyom! Hoşça kalınız.
DUYURU: Kısa adı “Kıyşad” olan “Kırşehir Yazarlar ve Şairler Derneği” üyesi iken, gördüğüm lüzum üzerine anılan bu derneğin üyeliğinden 12 Ağustos 2013 tarihinden geçerli olmak üzere istifa ettim. Gereği için ilgililere ve bilgi için tüm kamu oyuna duyurulur. Duran ERDOĞAN Kırşehir Anekdotları Yazarı |
Yorumlar |
Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın |
Yazarın diğer yazıları |
ÖKÜZÜN VASİYETİ - 22/04/2014 |
BİR BÖLENİN HIRSI ve HINCI! - 15/04/2014 |
VERGİ HAFTASI - 08/04/2014 |
BU YEREL SEÇİMİN KAZANANI MİLLET OLSUN - 01/04/2014 |
UNUTMAK ve NANKÖRLÜK - 24/03/2014 |
EĞRİ YOLDAN SAPMAYANIN VAY HALİNE! - 16/03/2014 |
BENİM BELEDİYE BAŞKANIM BÖYLE OLMALI - 18/02/2014 |
KIRŞEHİR HALK KÜLTÜRÜNÜN SESİ YAREN TV BİR İNCİDİR - 01/02/2014 |
MUCUR ve HAVALİSİ SOSYAL YARDIMLAŞMA KÜLTÜR DERNEĞİ - 05/01/2014 |
![]() |